11 Ocak 2013 Cuma

Çocuk Kalmak



Sorarım bazen. Yetişkinlik mi çocukluk mu? Düşünürüm bazen. Hep çocuk kalsam daha mı iyi olurdu? Ve özlerim bazen. Çocukluğumu...
Çocuk kalsaydım eğer, sevgi ve ilgiyle bakardım insanlara. Sevgi ve ilgiyle bakardı insanlar da bana. Kimse rahatsız olmazdı bakışlarımdan. Ve kimse şüphe etmezdi, niyetimin saflığından...
Masum kalsaydım... Beni ne kadar seviyorsun diye soranlara, kollarımı ardına kadar açıp "bu kadar" diyecek kadar masum. Bir hastane koridorundaki muzdarip hastaları bir anlığına da olsa tebessüm ettirebilecek kadar masum. En masum yetişkinin bile yanımda suçlu kalacağı kadar masum. Herkese güvenecek ve her vaade kanacak kadar masum...
Mutluluğum çok basit şeylere bağlı olsaydı... Sebepsiz gülebilseydim mesela. Sebepsiz gülebilseydim ve de yadırganmasaydım bu yüzden... Dondurma çubuğundaki panda yazısını görünce sevinçten koştursaydım sağa sola. Dünyanın en mutlu insanı olsaydım, ebeyi aldatıp çanak çömlek patladığında saklambaçta...
En büyük acım düştüğümde kanayan dizim olsaydı mesela... Yahut çaydanlığa dokununca yanan elim... Yaralarım kabuk bağlayarak kapanacak türden olsaydı yine. Annemin sihirli öpücüğüyle geçseydi ağrılarım. Canım yandığında, kimse görür mü diye düşünmeden ulu orta ağlayabilseydim rahatça...
En büyük hayalim bir atari almak olsaydı mesela... Bir Mercedes kadar değerli olsaydı gözümde bisikletim. Sünnet hediyesi olarak Magnum dondurma isteyecek kadar dar olsaydı veya ufkum...
En büyük başarım bisikletimle ön kaldırıp bir süre düşmeden gidebilmek olsaydı mesela... Salıncakta hızla sallanırken en uzağa atlamakla övünseydim. Ya maçta rövaşatayla gol atmaya ne demeli? Ama girmeseydim insanlar arasındaki o sonu gelmeyen rekabet yarışına...
En büyük korkum karanlık olsaydı mesela... Karanlık koridordan oturma odasına geçmek için koşarken, bağırarak bastırsaydım korkumu. Üst kattaki komiser amca olsaydı en büyük çekincem. Yan apartmandaki iğneci teyze olsaydı benim için en büyük tehdit. Gök gürültüsünden korktuğum gecelerde o en güvenli yerde uyusaydım, annemle babamın arasında...
Zanlarım... Keşke yıkılmasaydılar... Güneşin arabamızı takip ettiğini sansaydım yine. Fark etmeseydim, babamın herkesin babasını dövemeyeceğini. Öğrenmeseydim, pamuk şekerin pamuktan yapılmadığını...
Çocuksu duygu, çocuksu düşünce, çocuksu hareket... Sevgi, şefkat ve masumiyet... Bense şimdi o günlere hasret...