Sorarım
bazen. Yetişkinlik mi çocukluk mu? Düşünürüm bazen. Hep çocuk kalsam daha mı
iyi olurdu? Ve özlerim bazen. Çocukluğumu...
Çocuk
kalsaydım eğer, sevgi ve ilgiyle bakardım insanlara. Sevgi ve ilgiyle bakardı
insanlar da bana. Kimse rahatsız olmazdı bakışlarımdan. Ve kimse şüphe etmezdi,
niyetimin saflığından...
Masum
kalsaydım... Beni ne kadar seviyorsun diye soranlara, kollarımı ardına kadar
açıp "bu kadar" diyecek kadar masum. Bir hastane koridorundaki
muzdarip hastaları bir anlığına da olsa tebessüm ettirebilecek kadar masum. En
masum yetişkinin bile yanımda suçlu kalacağı kadar masum. Herkese güvenecek ve
her vaade kanacak kadar masum...
Mutluluğum
çok basit şeylere bağlı olsaydı... Sebepsiz gülebilseydim mesela. Sebepsiz
gülebilseydim ve de yadırganmasaydım bu yüzden... Dondurma çubuğundaki panda
yazısını görünce sevinçten koştursaydım sağa sola. Dünyanın en mutlu insanı
olsaydım, ebeyi aldatıp çanak çömlek patladığında saklambaçta...
En
büyük acım düştüğümde kanayan dizim olsaydı mesela... Yahut çaydanlığa
dokununca yanan elim... Yaralarım kabuk bağlayarak kapanacak türden olsaydı
yine. Annemin sihirli öpücüğüyle geçseydi ağrılarım. Canım yandığında, kimse
görür mü diye düşünmeden ulu orta ağlayabilseydim rahatça...
En
büyük hayalim bir atari almak olsaydı mesela... Bir Mercedes kadar değerli
olsaydı gözümde bisikletim. Sünnet hediyesi olarak Magnum dondurma isteyecek
kadar dar olsaydı veya ufkum...
En
büyük başarım bisikletimle ön kaldırıp bir süre düşmeden gidebilmek olsaydı
mesela... Salıncakta hızla sallanırken en uzağa atlamakla övünseydim. Ya maçta
rövaşatayla gol atmaya ne demeli? Ama girmeseydim insanlar arasındaki o sonu
gelmeyen rekabet yarışına...
En
büyük korkum karanlık olsaydı mesela... Karanlık koridordan oturma odasına
geçmek için koşarken, bağırarak bastırsaydım korkumu. Üst kattaki komiser amca
olsaydı en büyük çekincem. Yan apartmandaki iğneci teyze olsaydı benim için en
büyük tehdit. Gök gürültüsünden korktuğum gecelerde o en güvenli yerde
uyusaydım, annemle babamın arasında...
Zanlarım...
Keşke yıkılmasaydılar... Güneşin arabamızı takip ettiğini sansaydım yine. Fark
etmeseydim, babamın herkesin babasını dövemeyeceğini. Öğrenmeseydim, pamuk
şekerin pamuktan yapılmadığını...
Çocuksu
duygu, çocuksu düşünce, çocuksu hareket... Sevgi, şefkat ve masumiyet... Bense
şimdi o günlere hasret...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder